En Son Üyelerimiz :
-
mhidayet
-
balci
-
yusufvar
-
iskilipli_019
-
sevecengenc06
Toplam Üye Sayisi:
2782
Online Üye :
Sitemize üye olanlara ilgilerinden dolayı
teşekkür ederiz
Hava Durumu
Son Durum
İSKİLİP E NE ZAMAN GELİNİR
İskilip’ten ayrılan birçok kişi
her fırsatta İskilip’te yaşamanın güzelliklerinden bahseder. Özellikle bundan
on beş yirmi yıl ve daha öncesinin İskilip’ini yaşamış olanlar için bu duygu
ağır basar ve gerçektir. Fakat bugüne kadar da izinlerinin peşi peşine bir haftasını
İskilip’te geçirmezler. Ne kadar İskilip sevgisinden bahsederlerse bahsetsinler
İskilip’e gelmenin bir zamanı ve sebebi vardır. Bayramlarda İskilip’e gelmenin en
güzel sebeplerindendir. Hele de son yıllarda olduğu gibi güz mevsimine geldiyse
değme keyfine. Garibim ana-baba, oğlun-kızın bütün kışlıklarını, kurusunu,
dirisini hazırlamıştır. Gelenler “Hak için kurban küp için sızgıç” misali arife
gün gelirler keşkeklerini yerler bayramın ikinci günüde bir bahane bulup
giderler. Giderken de arabalarının bagajı tıka basa doludur. Hatta çoğu zamanda
ana babanın bağ kur maaşından artanlarından yol harçlığı bile alınır. İskilip’e
gelmek için kiraz zamanı da fırsatlardan diğeridir. Buradakiler sanki gelenlerin
geldikleri yerde hiç kiraz yok gibi bayılırlar birinin kiraza gelmesine.
Zannederler ki dışarıda yaşayanlar dünyanın hiçbir nimetinden faydalanamazlar.
Sürekli darlık içerisindedirler hiçbir şeyleri yoktur. Kendileri bağa bahçeye
yürüyerek gider, çocuklarının araba taksitine buradan katkıda bulunurlar. Yemez
yedirir, giymez giydirir, evin bacasını tüttürürler, memleketi beklerlerde
yinede kıymetleri bilinmez. Helali hoş olsun kimsenin yediğinde içtiğinde
gözümüz yok. Hatta böyle özel günlerde İskilip’i kalabalık gördüğümde ne amaçla
olursa olsun, kime gelirse gelsin hatırlanmanın sevinciyle gözlerim dolar.
Konu-komşunun, köylünün-kentlinin ziyaretçisiyle mutlu olurum. Peki, o zaman bu
kadar lafı niye saydık? Sebep şu.
Geçtiğimiz perşembe günü nareden
sonra çok sevdiğim bir öğrencimin dükkânında sohbet ederken laf gelene gidene
geldi, ben sevincimi dile getirdim.
— Hocam gelenler başımızın tacı da:
Bazıları dedi bi fiyakalı, bi arsuz adamı ahmak sanıyola, günaha sohuyola.
Hayırdır ne oldu deyince başladı anlatmaya;
- Giden bayramda Angara’dan
gelmişle altlarında gayet gostaklı bi araba analarına bi iki bişii alıyola ona da
bazallık yapıyola hem de analarına acındurarak. Nasıl acındırarak dedim.
- İkide bir yaşlı anama alıyom,
yaşlı anama alıyom deyip duruyu. Dayanamadım tabi alıcaan lan dedimaltı üstü yedi lira senede bi sefer geliyon
gidiken de arabanın bagajını ağzına beraber örüklersin benzin parasınıda verüle.
Anan bu senin gış altı ay gaduncaaz yolunu gözlüyü. Deyince garısı dayanamadı;
- Abi doğru söylüyü ve parayı da
gidelim. Dedi de parayı vedi haksuzmuyum hocam?
Düşündüm yerden göğe kadar
haklıydı. Dışarıdakiler buradakilerin neler çektiğini, yollarının nasıl
gözlendiğini bilmiyor, giderken arkalarına dönüp bakmıyorlar. Arkalarında
bıraktıkları kalender insanlar bi göz odalarının kireçle badanalanmasından, en
ucuz boyayla boyanmasından, ne bileyim kırık bir yere çivi çakılmasından çok
mutlu oluyorlar. Bir daha ki gelişinize kadar bundan bahsediyorlar. Hiçbir zaman
eksiklerini, hastalıklarını söylemezler hep “Gevreğini içine dürer”ler ama
görünen köyde kılavuz istemiyor. Ne olur bayram, kiraz haricinde de benim anam
vardı diye gelseniz. İnanın doğduğunuz yerde her gün kapı arkasında bekleniyor,
gözler yaşararak anılıyorsunuz. Kendi sıkıntıları hiç konuşulmazken sizin
sıkıntılarınız için dualar ediliyor. Sizin için “Göz görmeyince gönül
katlanıyor” da biz burada “Göz veremi” oluyoruz. Dünyanın sıkıntılarını, gelip
gitmenin zorluklarını elbette biliyoruz. Hem bakın şehrimizde güzelleşmeye
başlıyor sizlerde elinizden geldiğince katkıda bulunun, konu komşunuzu getirin
şehrimizi tanıtın. Siz yinede bu güzel şehrin güzel insanlarını melül mahzun
bırakmayın.
Her gününüzün bayram coşkusu ve
mutluluğu içerisinde geçmesini diliyorum.
İskilip’ten ayrılan birçok kişi
her fırsatta İskilip’te yaşamanın güzelliklerinden bahseder. Özellikle bundan
on beş yirmi yıl ve daha öncesinin İskilip’ini yaşamış olanlar için bu duygu
ağır basar ve gerçektir. Fakat bugüne kadar da izinlerinin peşi peşine bir haftasını
İskilip’te geçirmezler. Ne kadar İskilip sevgisinden bahsederlerse bahsetsinler
İskilip’e gelmenin bir zamanı ve sebebi vardır. Bayramlarda İskilip’e gelmenin en
güzel sebeplerindendir. Hele de son yıllarda olduğu gibi güz mevsimine geldiyse
değme keyfine. Garibim ana-baba, oğlun-kızın bütün kışlıklarını, kurusunu,
dirisini hazırlamıştır. Gelenler “Hak için kurban küp için sızgıç” misali arife
gün gelirler keşkeklerini yerler bayramın ikinci günüde bir bahane bulup
giderler. Giderken de arabalarının bagajı tıka basa doludur. Hatta çoğu zamanda
ana babanın bağ kur maaşından artanlarından yol harçlığı bile alınır. İskilip’e
gelmek için kiraz zamanı da fırsatlardan diğeridir. Buradakiler sanki gelenlerin
geldikleri yerde hiç kiraz yok gibi bayılırlar birinin kiraza gelmesine.
Zannederler ki dışarıda yaşayanlar dünyanın hiçbir nimetinden faydalanamazlar.
Sürekli darlık içerisindedirler hiçbir şeyleri yoktur. Kendileri bağa bahçeye
yürüyerek gider, çocuklarının araba taksitine buradan katkıda bulunurlar. Yemez
yedirir, giymez giydirir, evin bacasını tüttürürler, memleketi beklerlerde
yinede kıymetleri bilinmez. Helali hoş olsun kimsenin yediğinde içtiğinde
gözümüz yok. Hatta böyle özel günlerde İskilip’i kalabalık gördüğümde ne amaçla
olursa olsun, kime gelirse gelsin hatırlanmanın sevinciyle gözlerim dolar.
Konu-komşunun, köylünün-kentlinin ziyaretçisiyle mutlu olurum. Peki, o zaman bu
kadar lafı niye saydık? Sebep şu.
Geçtiğimiz perşembe günü nareden
sonra çok sevdiğim bir öğrencimin dükkânında sohbet ederken laf gelene gidene
geldi, ben sevincimi dile getirdim.
— Hocam gelenler başımızın tacı da:
Bazıları dedi bi fiyakalı, bi arsuz adamı ahmak sanıyola, günaha sohuyola.
Hayırdır ne oldu deyince başladı anlatmaya;
- Giden bayramda Angara’dan
gelmişle altlarında gayet gostaklı bi araba analarına bi iki bişii alıyola ona da
bazallık yapıyola hem de analarına acındurarak. Nasıl acındırarak dedim.
- İkide bir yaşlı anama alıyom,
yaşlı anama alıyom deyip duruyu. Dayanamadım tabi alıcaan lan dedimaltı üstü yedi lira senede bi sefer geliyon
gidiken de arabanın bagajını ağzına beraber örüklersin benzin parasınıda verüle.
Anan bu senin gış altı ay gaduncaaz yolunu gözlüyü. Deyince garısı dayanamadı;
- Abi doğru söylüyü ve parayı da
gidelim. Dedi de parayı vedi haksuzmuyum hocam?
Düşündüm yerden göğe kadar
haklıydı. Dışarıdakiler buradakilerin neler çektiğini, yollarının nasıl
gözlendiğini bilmiyor, giderken arkalarına dönüp bakmıyorlar. Arkalarında
bıraktıkları kalender insanlar bi göz odalarının kireçle badanalanmasından, en
ucuz boyayla boyanmasından, ne bileyim kırık bir yere çivi çakılmasından çok
mutlu oluyorlar. Bir daha ki gelişinize kadar bundan bahsediyorlar. Hiçbir zaman
eksiklerini, hastalıklarını söylemezler hep “Gevreğini içine dürer”ler ama
görünen köyde kılavuz istemiyor. Ne olur bayram, kiraz haricinde de benim anam
vardı diye gelseniz. İnanın doğduğunuz yerde her gün kapı arkasında bekleniyor,
gözler yaşararak anılıyorsunuz. Kendi sıkıntıları hiç konuşulmazken sizin
sıkıntılarınız için dualar ediliyor. Sizin için “Göz görmeyince gönül
katlanıyor” da biz burada “Göz veremi” oluyoruz. Dünyanın sıkıntılarını, gelip
gitmenin zorluklarını elbette biliyoruz. Hem bakın şehrimizde güzelleşmeye
başlıyor sizlerde elinizden geldiğince katkıda bulunun, konu komşunuzu getirin
şehrimizi tanıtın. Siz yinede bu güzel şehrin güzel insanlarını melül mahzun
bırakmayın.
Her gününüzün bayram coşkusu ve
mutluluğu içerisinde geçmesini diliyorum.
»»
Zaman değişiyor ve insanlarda bir şeyler eriyip gidiyor. İnternet denilen çöplükte klavyeşörlük yapıp bir gıdım katkısı olmayanlara sıkça rastlıyoruz. İnsanları tek kalemde işlerine gelenleri içleyip, diğerlerini dışlayıvermeler bir tık uzaklarında? Hatta öyle ki İskilip kara bulutlar içinde çökmüş bitmiş ve daha bu iyi günlerimizmiş? İstersen 40 yıllık İskilipli ol geçmişin övünmeyi bırak da 2010da Sen ne yaptın onu söyler misin?
mine
9/7/2010 4:07:00 PM
»»
Ağzınıza sağlık Sabri Hocam .
tugcandemirel
9/7/2010 12:29:30 AM
»»
Sevgili öğretmenim( bu kelimeyi çok sevdiğinizi biliyorum) şiir tadında, çok güzel bi yazı olmuş. Okurken duygulanmamak, duyguları dışa vurmamak elde değil. Yüreğinize sağlık...